24 Aralık 2013 Salı

Uyandırma Odası


Kalkmak üzere düştüğümde
yanımda istemeyecektim
yanımda kimseyi
kalkıp yürüyebilirdim.
Korkunun kafatasımı çatlatmama
faydası yoktu
Zararlar faydaları dörde bir siliyordu
kolumu kazancı yokuşunda
canımı kazancı yokuşuna
emanet etmemdeki aptallığı 
kimse kafama vurmamıştı.
Bir ben kafamı vurmuştum
demirdi, acıydı
kırığıma bir cin oturmuş
Kalkmaktan bahsetmiyordu.
tan yeriydi
canpazarı.

Bana ambulanslar
ameliyatlar bana
aşk acısı çekmek de iyi bir ihtimaldi aslında
yok bir aşkın acısı çekilmezdi
ama ihtimali de güzeldi.
Vurmayı ve vurulmayı diledim!
Bana ambulanslar
ameliyatlar
anesteziler bana.
Ah uyandırma odam, canım hayat!
Düştüysem tabanı da öpüp sevdim
çorabımı giydirin bana dersler verin
Kadınlar nicelikli ve acemi
Kadınlar esmer ve esmer olanlar
öpüp koklayın sarıp sarmalayın sevgilimi
denizi seyre de olsa
martılara ekmeğe
aman el ne der'e bile olsa
ziyaretime gelin.

Gelin oluyordum az daha
gelin, oluyordum az daha
Ucuna vardım döndüm
Bu tiyatroda başrolü de figüran kadar
selamladım ve öldüm.
Oyun bitmedi ama kapandı perde
Bu tiyatroyu kolonlarından başlayarak devirmeye karar aldım bir gece,
bana azmettiricimi getirin!

Düştüğüm gün kalkmayaydım güzeldi
bence tüm şarapçıların asıl hikayesi de bundan ibaretti
'Düştü de kalkamadı' desinler
beddualar kemgözler aman 
evlere ateşler!

Perde takamadığımdan gayrı yaram yok bugün
Dans edende kalkıyor tüm kollarım
en yükseğe en yükseğe en yüksek
hal bu banane, yüksek sizin işiniz
alçalmayı da ondandır iyice bilişiniz.

Evrenin hediyesini yoksayma
Evrenin hediyesini yoksayma
Evrenin hediyesi yok

Bir nimet efkârım
İnsanım var bereket
Takatimse çok şükür.

Ama kim diyor kadına kadın
Erkeğe erkek diye,
benim cinim var cinsim yok
evcilim, elifim, hüzne burnu değenim
göktenim
Tanrının da kusuru yok
neylediysem kendim eyledim

Bana renkli reçeller
nar çiçekleri bana
bana jelibonlar oyunlar balonlar bana

Kin etmeyi de az bileydim
şiire düşmeden evvel güzeldi
telkinler teskinler teselliler bana
Ben,
Yokuşlara yenik düşmede meşhur
kütlesiyle hür
koşarak ayrılıyorum politik ve dandik rüyanızdan
Bu bir naözür

Kırdım böldüm parçaladım
tüm bu tiyatroyu hem şiiri
korkarım tanrılar bu işe el atacak
biri ambulansı arasın!
bu insanlık enkazını kim toplayacak?

Yaşlıların ellerinden
çocukların gözlerinden
Öpüyorum sizi de
düştüğünüz yerlerinizden

Aman bir gün alıp bu sözleri bileyin
buralar alçak yerler dostlaar, tez gelmeyin.

6 Aralık 2013 Cuma

GökleKuş


/Yağmura hazırlanıyorum ne yapsam
Kalabalık pazar yerleriyle
Uykusuz günler, gecelerde
Bir kaç bin şiir
Çok kahve ve bira
Suyla dokunduğum kendime,
Meditasyonlar
ve doğa.../

Artık n'olsa şaşırmam
Dünyanın dengeleri yitmiş, bildim.
Ama bilemezler, bilmesinler de
Bir hayvana dönüşmedeki arzuyu.

Ve bir kırlangıç kuşunun asla konamadığını
Hiç bir zaman ve hiç bir yere...

Uçtum, uçtum,
İyi beceririm bu işi.

Artık dünyadaki tüm köprüler
İstifa etse
Düşmeye niyetim yok.

Bir kadının sesine ve güzel bakışımlara nazır,
İnatla değil,
Bozlak'la ve olduğum olmanın açlığıyla...

Uçtum,
Uçtum.

Açtım gövdemi
Göğün tüm 
Değişkenliğine.
Şimdi ben buradayım.
Göknerede?

19 Kasım 2013 Salı

hiçbirşey için


Bir gün mazi olacaksın ve tarihin tartışılmayacak.
Bir kuşu korkutup kaçırmanın hüznünü içinde tut
Ve yaralı bir hayvanın seni tekmeleyeceğini asla unutma. 
"Çay iç, oralet iç" , allaha sığın
Ki yalnız durma!

.
Adem.
Bir yastığın içi kadar dolu
İçi kadar boş.

Bilinci birinci bozgununda
Ne içse sarhoş.
.

Bir kuzgunun yarasını yokluyor göğsünde
Dün de varolduğuna inanabilmek için
Saatlerce tarıyor saçlarını aynanın karşısında.
Uzun alnı, buruşuk dudakları
Kimseye bir şey anlatmıyor. 

Bir cevabı yok.
Artık soru da yok. 

"Aşkım, acı yok"*

.
İyeliklerim düşende geceleri,
İyidir bu iyi
-kendime dokunuyorum.
Bir mezara sevgiyi tarif etmeyi
Sulamaktan geliyorum.  

Bir adım kırlangıç olsa,
Tutunmayacağım bir pervazım var.
.

Son kez.
Beni öyle hatırlama.
Çünkü unut. 

Üstelik bir yolun varsa
Önce kendine
Çık!

28 Ekim 2013 Pazartesi

YOK

kalplerimiz, yaşatıp öldürmüş bir gar hüznünü
bir tramvayı bekler durur bir durak öteden
tüm bekleyişler
böyle kısa olaydı
seyrelmezdi saçlarımız!

ne de kalbimiz.

17 Mayıs 2013 Cuma

manyakça ve gerçek bişiy.


çünkü çok kötü birşey
çok acıyor çünkü
bir kabusa benziyor bazen,
bir kabus gibi karşında beliriyor.

Yatmak istemediğin bir rüya gibi,
yatmadın iyi ki,
bir kabus bu...

uyandığın için şükretmelisin tanrıya,
baban şu an öldüğü için o'na şükretmelisin,
ona daha fazla nefret beslemedin.



14 Mart 2013 Perşembe

Sabah Sabah



Bir sabah bir odada uyanıyorsun,
Uyku bulanıklığıyla gelen ses
Bilmediğini söylüyor, gitmediğini bu yüzden

Tüm tanrılar ve dağlar da şahit 
buna. O gün kuşlar ötmüyor.

Bir duvar,
Ressamını asıyor odada bir sabah
Dolapta montu sallanıyor kadının
Duvara değen kırmızı oje yerinde
- kendisi yok.
Öbür yanda sallanıyor evin ikinci kişisi.

Hep dağınıklığına doğru
doğan ve büyüyen bir insan gibi...
Üstelik sanki bunun için doğmuş gibi!

o işte.

Onunla da uyanıyorsun bir sabah
Diyorsun ki "Uyku bulanıklığından gibi burada olmak"

Ve bir sabah
                Ve bir sabah
Pervaz ve apartman boşluğuna benzer bir yerde
                                                        Yaz yağmurlarını selamlıyorsun çıplak

Ne huzurlusun başka başka evlerde
Başka sabah.

5 Şubat 2013 Salı

Başak



Sevimsiz bir düelloyla sen;
Karşımda kırık bir dalda solup giden ömrün...

oysa çoktandır öldüğünü bilmiyorsun
üstelik bir baharüstü,
üstelik coşmaya meyleden oncası varken,
aralarından yalnız senin öldüğünü...

Saçların aptal kördüğümünde;
gözlerin bulanışta gece gündüz,
merak ediyorum ölgün ruhun
hala giysi dolaplarının içine sığınıyor mu?

merak ediyorum
öksüz vücudunu hala kuşlar doyuruyor mu?

semtin ışıksız; sokağın karanlık,
yokuş bitse merdiven bitmez ömründe,
soyağacın aydınlık-sa da ne yazar bu gece?

Sevimsiz bir sevgiyle sen,
ellerini
üzerimde
gezdirirken.

kuru dudakların
vücudumu törpülerken

beni cehennemine sürüklüyorsun.
oysa ben sana asla 
güzel bir çiçek
doğurmayacağım.