6 Eylül 2015 Pazar

çünkiler gezegen

her şey kussun çünki hoşçakal.
ağzımda bir dişin noksanlığı, kulakta olmadık şarkı.
git. çünki senin gibi dokunmak yok sana
ne de serçe parmak en az dokunanından,
ağlama, ağlatamazsın.
doldurup boşaltmak bir haneyi,
ağlatmak ve aaağlatmak bir haneyi,
karabasanlar ve ağ, aşk, pöti.

belki burada.
prenses kedilere yer yok,
belki gerçekten.
babamız bizi hiç mi sevmedi.

dolsun ve boşalsın. çünki hoşçakal.
çünki zorunda değil.
hava çünki bir adamın dirsekiçleri.serçeparmakları.
hava çünki bir kedinin sevgüzre mırr'laması.
bir terazi havayla dengede kalır çünki.
bu akşam fırtınalar.
çünki hoşçakal.

12 Mayıs 2015 Salı

3

ben o suyu aştım
şu çağın irin dolu güzelliğini
zaman hala sırrı çözülememişti
ve ben asırlarca, ki ne demek bu,
ilerledim sanki ay kucağında
gece insindi
ki nedemek ki bu, bu nasıl mutlak
gece insindi perdeleri açmaya
atılmış genç bir oğlanı annelemeye ay
babadan dertli avuç içleriyle kadına plütolar - platolar kadına
paltolar ve yağmurluklar hatta
biz bir bahçenin üşütebilme tedirginliğiyle acılı
ki ne demekti bu iyce belleyip yazdıktı o an.
güzide aşikar biçare.
en güzel üç kelime
yerini bulsun diye mi bütün olanlar.

10 Mayıs 2015 Pazar

bu bir

bu bana. olmadan gelen bir öpücüğe karşılık ben
verebilirdim çünki çok hazırdım ondan olana
zihnini tutuyorduk birbirimiz bir büyü olarak
bu bana. ben inandım ki oluruz bir
birimizi bulursak.
sonra yürüdüm canımçıkanakadar hem yalınayak
"ben iyisi mi yalnız düşün" dedi bana
yokuşlar zirveler çıkıyorsun diyen adam
fal adam. ay adam. ayet adam.
ağ adam. sağ adam. su adam.
ben de yürüdüm suyum bitene kadar aşağlardan tepelere
suyum bitene kadar ayaklarım ama ilkin ellerim yetene kadar
sonra 'çok bakmak çok istemek bizden olmaz' derdik dedim
zira kalpler birbirine bunca koşarken karşılaşmak olsa olsa
fazladan bir ka harfidir dedim
biz birimizi bulduysak bunca ellerimizle
bu bana. zaten bir defa olur dedim.
sanki bütün kareli gömleklerde aynı adam.
bütün bilmemnelerde aynı kadın. sahi nasıl kodladın soramadım.
bir sürüpgitmek'di hem elleri karıştırdım
senin benim benim senin
tekabülü olsa olsa bir'dir dedim
bir bizdendir bu bize. onu uykulardan sabahlara sevelim dedim.
bu bana. duyulmadım.
bu bana. konuşmadık.
bu bana boğulmadık da.
ikimizdeki can yine birim
şarkı yazabilirim şarkı yazılabil
"sen iyisi mi yalnız düşüneyim" dedi
bana.

19 Şubat 2015 Perşembe

senin devinim

korkuyla yakalanmıştır gençligin çiçeği,
ama bir defa tutulduysa
hilali beklemek boşa.
bir yeşilçay kokusunda iliklerinde duygular
öylece boşala boşala...

gündüzdü ilkin gece oluyor
ilkin gece vardı gündüze dönüyor.
yalnızca eylemler ve boylamlar değiştirebilir bunları
sen
içini ılık tut.
içini günlerle bağdaştırma geceyle, 
bütüüün bunlar yalnız buradasın diye.

herşey değişir
 aylar güneşler nehirler
akıp gider herşey olmaklar ırmağında
derinin içinde bir canavar zorlar ha zorlar gövdeni
ondan korkmadan açabilirsen gövdeni
ki zaten korkuyla yakalanmıştır varlığın ilk çiçeği.

kolay değil
 elbet kolay değildir ama ne kolay ki
bu kurulan pazarlar dikilen direkler 
birinin düşmesi bir çocuğun alnının ortasına
ölümler kalımlar canpazarları yoğun bakımlar
kolay mı sandın burada değilsin diye tüm bunlar.

elbet bir vadisi vardır aradığın sıcaklığın
çöl soğukları da aratmaz ne kutupları ne alaskayı
mesele seni istediğin yere yürütecek ayakların var mı
uçuracak kanatların
istemekten vazgeçmeyeceğin dek ağrın var mı
kırıldığında telkinlerle gelecek bir kendin
nesneler de boşa
kendinin suyu olmaya yetecek kadar
yaşamın ve suyun varsa
açıl.
belki korkuyla.
yakalanmıştır.
olmanın.
sineği.
dinmeyecek dinmeyecek
dinmeyecektir hiç evrenin sonsuz ne türküsü ve nezaketi.

gözlerine bak. 
gözlerine bak.
gövdendeki canavarın suya ihtiyacı var
havaya ve neşeye ihtiyacı var.
derine. dokunmaya. ihtiyacı. var.

korkuyla yakalayın birbirinizi ve birbirinizi kaybetmekten hep korkun.
size çiçekler, yeşiller öneriyor evren.
koşun.

2 Ocak 2015 Cuma

Kadınlar afetler mumlar

Su akar, dolaplar açılıp kapanır
Bir kadındır sarhoş, bekler bekler bekler
Bulamaz yalnız bilmediğini
Bir kadın izler olani biteni
bekler bekler bekler, 
Iste böyle geri donüşlerin biriydi 
rastlaşmaktık
ben ödüyordum cebimden geleni
Kırılan kanatların üstüne söylenecek bir şey yoktu,
gece bitmesindi, uzuvlar konuşuyordu.
bir taksinin içinde iki yanyana, dizler konuşuyordu.
Ertesi gündük.
güldük, elbetteydim.
Zamani düşünmeyince öylece ilerliyorduk
Ben bir kaç biblomu kırıyordum, sen bir kaç biblomu kırıyordun,
Bir vitrini yoketmek bir koşul değildi
Ikimizden bir sey doğmuyordu.
Kirpiklerindik bir geceydi
gülen,
Birgeceydi, içine çektigi boşlukta
Boynumuzun inceliklerini kavrayan ve öldüren.
Neden sonra afetler
Mutlaka ki afetler.
işte artçı ve cidden depremler
sel ve ter,
eter.
Uyuşmak, hep ilk anlamlariyla şeyler, uyuşmak.
Etsizlikler, tatminsizlikler sonra
Büyü ve ufak, önce, once upon a time.
Kaderini belirliyor bebeğin ellerinin
Asla yakılamamış ve hatta alınamamış mumlar.
amma önlerinde durup onlar sağa sola davrandikca sağa sola davrandığı
Ve böylece önlerini kestiği kadınlar...
kadındık.
Bir gece hepimiz aynı kadın.
Hırçın ve yoz ve affetmiyor.
ağrısı alınmayacak bir yara daha, aha tepemize iniyor.
'konuyu kapatalım,
 konustukca acıyor elden de bir şey gelmiyor.
Bir sey daha söyleyecekti hava/susturulmadan evvel,
Evvel susturulmadan içinde.

vizeler ve final.
İşte bu kadar.

30 Ekim 2014 Perşembe

S o r t a b l a

.
bir gündü bizim koltukaltlarımızdan
viral yanlarımıza her yerlerimiz öpüldü.
çay ocakta, kış uykuda, yoga ancak ölünceydi.
uçarıydı tek ve yoğunluk.
ağlarımızı sağmak mümkündü, mümkünlük mümkün/
kıyasıya hıçkırmak, akıl kaçırmak mümkün,
birgün üstümüz başımız toz ve kurşun/
aşk kurgu, kuruyordu gökdelenlerini gözlerimize,
çoğalıyor çoğalıyorduk, 
bitmiyen bir serüvende- 
masalımız anlatılmıyordu,
koltukaltlarımızı öpüyorlardı.

..
Bir çığlık sarmalı var serçe parmağımda
Gece değil gündüz değil 
Zira dünya ve hatta evren değil
Bu bir küçük serçe parmak 
Bir başkasına değip bir başkası olan
Varoluşundan koparak 

Bir albatrosun kanadında bir başka dünya
Ve dünya hatırladıkça var
Unutur çıplak bir bedendeki tuzlu suyu
Ve yutarak yokeder bütün notaları ogutmeden;
Bunu albatros yapar
Serçe parmak eksikliginden.

.
gerçeğinden, gerçeğin gerilmişliğinden
gerilerek patlamış yokluğundan,
/bir albatrosun kanadında bir başka dünya/
anne bana bundan al. 
uçmamışlığımı uçursun. 
yazdan uzak zaman, rüzgarımı doldursun.
yerde ve gökte değil,
günde ve anda hiç değil,
belirsizlikte yuvarlanan bir kum gerçeği,
öpsün dağların taşını- uçsun.
konsun uçsuzluğa.
tanrı. bana bir uçurtmanın bağlı ve hürlüğünü değil
 yok da olabilirliğini bağışla.

..
Duvarlarından koparak geliyor renkler
Kimliksiz bütün tonları tozun toprağın
Gözler yumulmalı
Ve sımsıkı saklanmalı evveliyatı oyunların.
Az çok sarı lira sol cebin solunda
Bir iğde ağacının zirvesine saklanmış
Herhangi bir çocukluğunun sabahında
Dikenler dikenler
Uçları sıvı kırmızı hatıralar
Sekiz dakikadan önce gelen 
Bütün yalanlar aslında biraz gerçek.
Yüce tanrılar bu adak size
Çocukluğum bu kadar, bir kaç da çamurlu bilye.
Al ve kork kanat çırpışlarımdan
Bunu herkes bilir;
Bir tanrıyı ancak bir Çocuk yokedebilir
...
ses tellerinin bütün koridorlarınca koşan,
bir çiçeği, ellerinde anca bir çocuk büyütebilir.

.. Erkan Güzel
.Elifcan Arslan

13 Ekim 2014 Pazartesi

O.can.

bir yokluğun ağır kederini soluyorum
can yanıyor. O.can yanmalıdır oysazatenama.
doğanın dengesinde söğüdün kendini tüketen savaşıdır çünki bu
kadınaysa hep hayal kalmıştır. ve kadın hep hayal kalmıştır
ayak parmakların üstünde sessizce süzülen
kendi gövdesini ancak kendi doyuran
doğurgan bir ananın öfkesini kim es geçebilir?
istiyorsa n asılsa kaybedebilir
mühim ki yol sorsundur, yanyana geçsindir.

terleyen eller geride, adamda naif kadın gerginliği
bel incesi söz nüktesi çatı perdesi
bunların yanında keder, kadınındır tercihi olmadığı içün
bu yadetmeklerle içimiz daralmıştır da topyekün.

böyle safiyanelik onun düzlüğünü bozabilir
çünki şahlanmayı taşıyordur içinde şehirlerarası koşabilmek
öyle sarsılmaktır ki yol doğurur eşzamanlı sevmek ve bitmek.

güç kadında. can yanmaktadır. oysa O.can zaten yanmalıdır.
hem taşıdığından kendini yokeden şehirler kederini
-gonoreden biraz- ellerinin titrek telaşından. yanmalıdır. yanmalıdır.

herşeyi mahvetmenin bir kere daha mümkün olmadığı 
bir yer vardı biliyorduk,
biliyorduk, bundandı bir gün orada olmak zorundaydık.
aşkın tanımını kim yapacak geride, değil çiçekler içinde
yine de mutlu ama hep dipte, uzanık kalmış şuradaki varlığımız dışında
-hangi gün bağışlar kadını -belki adını bağışlarsa-
O.can.
hangi hayatı hangi yaşadıydık.
biliyorduk öldürmek bizdendi.paylaşılamazdı.
öldürdük, bizdendi.paylaşılmadı.