19 Ağustos 2014 Salı

dağınık ve durgun

I.
biz gözlerimizleyiz
onlar başkalaşıyorlar
bir şehirden bir şehire 
ve bütün şehirlerde,
biriz, biat ederek/ belirginleşerek
yalnız birbirimize.
üstümüze geliyor 
üstümüze üstümüze
tüm o flörtleşmeler 
ve ben'le başlayan tüm cümleleri insanlığın
san ki bağrındasın sıcağın
tüm ömrün terliyor,
bütün dünyanın omuzlarını yük mü ettin
şakaklarından ter boşalıyor
bir gün yine boş bir bahçeye bakarak sevişiyoruz
yıldızlarını yakalıyorum çoğalmanın
en parlak gökleri saçlarında soluyorum
bir kerre daha soğuyorum böylece
böyle; bu olmaktan.
soyuluyoruz başı a, ve sonrası meçhul
toplum soyuyor bizi,
çırılçıplak kalıyoruz, yapacak hiçbir şey kalmıyor
birşey dışında, hiç. şey.
sorgusuz biliyoruz suyu, 
bir masumiyet kucaklıyor kumsalda izini,
ellerin
alnına dek
ayakparmak uçlarına-duru
bir masumiyet, ben olaydım adı.

II.
gözlerim kaydetti,
ellerim bittabi bir kaybediş tutturmuş gidiyordu
-ki dokunduk-
balkona benzer bir yerde
bir yamaç mı yoksa,
tutkularla öpüşüp durduk
'"en doğrusu" dedin, en,
ne orada ne içimizde bir müzik çalıyordu
yıldızları yakalıyordum,
belki biraz julio eglasias,
konuşmadıklarımız keşfedilmemiş lahitleri parçalayabilirdi
parçalıyordu.
susuyorduk,
şayet çakmağın ışığı olmasaydı
ki çok içiyorduk, vardı
kimiz bilmeyecektik belki de,
zaten bundan çılgın gibi korkuyorduk
bundan ve belkilerden,
duyguların belkemiklerinden.
susmak kanyonuydu çoğalmanın,
bir şelaleye varıyor, orada iyice yıkanıyorduk
onlardan ve oğlanlardan
 ve onlardan, kadınlarından.
kuruyordu merhametimiz,
kırılıyordu yalnızlık
az kalsın kırılacaktı.

III.
önce ilklerimiz vardı
önceliğimiz; hiç de karışık olmayan.
fütursuz ve çapkın,
ellerim boynunda
su; heryerde
yüzün saçlarımda
diyorum ki "her duygunun bir kimliği yok"
diyorsun ki "duygu yok"
öylece çoğalan kumların içinde
birden öpüyorsun küçük ağzını
bir kediyi anlatıyorsun böylece
bir kedi
dört ayağının üzerinde yalpalıyan
bipolar
çoğalan ve çoğalan
yokluğu da böylece...

IV.
konuşan bir şeyler kalıyor geriye,
kaybettiğim bir ateş,
koruduğum durgunluk
merhamet.
duru-şun.
korkarım küçük ellerine
fazla yükleniyorlar
ötekilerin.

bir düğüm müdür yaşam sevgilim,
bunu ağlarken söylemiyorum

çözelim...










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder