16 Nisan 2014 Çarşamba

dolunayı tutmak


ellerimizden başlamalıyım sayın bayım.
durulanacaksam dolunay gecesi,
duracaksam göğsünde göğünüzün-
bir çınar fısıldamalıyım kulaklarınıza sizin
serin dallarında uyuduğum.
Nar gibi, verdikçe veren, 
yar gibi, göğün tüm tentesini geren, 
denizin rengini sorgulatmayan ve her mucizeye açık,
hava gibi taze, alınımız kadar açık
lakin ellerinizden başlamalıyım sayın bayım,
tutulmaya bir ay'sam,
bir aysanız şayet kaybolacağız içinde bu anaforun,
batık şehrimizi bulacağız bir duysak seslendiğini.
tanrılarımız ve annelerimiz olacak,
babalarımız yalnız gözleriyle değil elleriyle sevecek saçlarımızı, 
şaşacak bu işe tüm yetimlerimiz.

bir duvak ve çimen,
sevişmek çıldırtan mümkün,
sizin verdiğiniz nefesi solumayı seçiyorum sayın bayım,
gençliğimin uzayan koridorlarında
odanızın kapısını aralayıp kimsesizliğinize bir kim olmak istiyorum.

aşk, götüren, götürdükçe götüren bütün gözlerimi.
Bu çeperde varlığım ki öldürüyor beni.
dünyadan da onların yüzlerinden de sıyrılıp geçmek, 
gözlerimi sımsıkı kapayıp tümden gitmek
kalıp bir yelkovanın ağır kaderini paylaşmak istemiyorum
sayılmak istemiyorum evrenin hiç bir tarihçesinde,
yalnız siz, beni bir kere olsun yazın istiyorum bayım.
durulanmak üzere durdurduğumuz iç geçmişlerimizden,
bir ışık hüzmesi gibi sıyrılmak istiyorum.

siz
kanlı bir dolunaya nazır,
yalnızlığıma koyup,
bir çocuk gibi ağlatmayın beni.
bir an evvel gelin.
size günlerim,
size gözlerim
size ellerim var benim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder