16 Ekim 2012 Salı

Gülümsemenin şiiri



Gülümsüyoruz
çöpe atılan bir çiçeğin hazin öyküsüne
sarı beyaz papatyaların kanadığı,
zamanın tersine işlediği o dünyada,
paralar ve ırklar en elzem sorunken
oturup karşılıklı; gülümsüyoruz

bizim güzel tenimiz,
bizim naif, aşşağılık, orospu tenimiz;
hayatı bilmiyor diye.

Kırgın ve sakin
neredeyse dingin göğümüz anlatmıyor 
büyüsünü sevdamızın.
Varsın olmasın;
beni giyiniyor, soyunuyorsun her sabah;
biz; gülümsüyoruz...

Sabah en erken uyanan hep sen oluyorsun;
beni uyandırıyorsun sonra sanki;
kocaman bir sabaha uyanıyor körpe dünyamız-
mertlerin mert olmadığı;
evrenin kendini yitirdiği;
iyilikten büsbütün çıkan-
hain; şerefsiz dünyamız-

Kahvaltı mı ediyoruz? gülümsüyoruz.
Çünkü gülümsemek törpüsüdür acının.
Bol bol sigara içiyoruz
bol bol kötü şeyler yapıyoruz-
herşeyi unutmak için.
Gülümsüyen ve kanayan tüm yaralarımızı susturmak için.

Bazen hoyrat, hatta yasak ve yasal; 
sevişmeler için.
Sigara tutuşturuyor sonra ağzıma hayat;
sırtımı döndüğüm; bir beşik olan hayat.
susuyorum.
uyuyoruz

evvelinde
gülümsüyoruz
çölüne bakıp tutsak bir ömrün-
bak nasıl kenetlenmiş duruyorduk
ressamının tüm renkleri savurganca
kullandığı şu tabloda...
şu parçalanmış-asla bir şaheser olamayacak olan;
hazin tabloda

Nasıl gülümsüyorduk!
dünyayı bilmiyen bir yeni doğan gibi
ölesiye pervasını yitirmiş iki minik kuş*
iki kırık düş,
büyümeye ve bilmeye,
küllerinden mutlu bir renge 
boyanmaaya adanmış iki kırık dünya...

birleşiyor muyduk?
hüznün adı yoktu...
gülüm
süyor
duk.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder