30 Ekim 2012 Salı

Ben


Ayvansaray'da;
sıvası dökük bir duvarın dibinde ;
Dedem bir bebeği kalaşnikof gibi tutup poz verirken
Yaptı beni anamla babam

Hep esrik, hep eksik-
Tırnakları iş çıkarmasın diye hep sonuna dek kesik
Bir kız çocuğu, bir mara;
Ben. Adım Elif.

Kuşların çağrısına kulak verdim zamanla
ama ölmedim.
Yıldızlar seçtim, sokakta yüzdüm.
Ne yaptımsa-
tüm ailenin bir arada olduğu fotoğrafta poz veremedim.
Hayvan da besledim;
ama hiç bir hayvanı evcilleştiremedim.

Ne de olsa çöpe atılmak üzere
defalarca kürtaj masasına bacaklarını açan
bir kadının çekirdeğiydim.

Bir kız çocuğuydum, 
doğana dek erkek beklenen

ve
bir mara yaratmıştı dedem
o fotoğrafı çektirmekle...

Hem de 
o duvarın önünde!

16 Ekim 2012 Salı

Gülümsemenin şiiri



Gülümsüyoruz
çöpe atılan bir çiçeğin hazin öyküsüne
sarı beyaz papatyaların kanadığı,
zamanın tersine işlediği o dünyada,
paralar ve ırklar en elzem sorunken
oturup karşılıklı; gülümsüyoruz

bizim güzel tenimiz,
bizim naif, aşşağılık, orospu tenimiz;
hayatı bilmiyor diye.

Kırgın ve sakin
neredeyse dingin göğümüz anlatmıyor 
büyüsünü sevdamızın.
Varsın olmasın;
beni giyiniyor, soyunuyorsun her sabah;
biz; gülümsüyoruz...

Sabah en erken uyanan hep sen oluyorsun;
beni uyandırıyorsun sonra sanki;
kocaman bir sabaha uyanıyor körpe dünyamız-
mertlerin mert olmadığı;
evrenin kendini yitirdiği;
iyilikten büsbütün çıkan-
hain; şerefsiz dünyamız-

Kahvaltı mı ediyoruz? gülümsüyoruz.
Çünkü gülümsemek törpüsüdür acının.
Bol bol sigara içiyoruz
bol bol kötü şeyler yapıyoruz-
herşeyi unutmak için.
Gülümsüyen ve kanayan tüm yaralarımızı susturmak için.

Bazen hoyrat, hatta yasak ve yasal; 
sevişmeler için.
Sigara tutuşturuyor sonra ağzıma hayat;
sırtımı döndüğüm; bir beşik olan hayat.
susuyorum.
uyuyoruz

evvelinde
gülümsüyoruz
çölüne bakıp tutsak bir ömrün-
bak nasıl kenetlenmiş duruyorduk
ressamının tüm renkleri savurganca
kullandığı şu tabloda...
şu parçalanmış-asla bir şaheser olamayacak olan;
hazin tabloda

Nasıl gülümsüyorduk!
dünyayı bilmiyen bir yeni doğan gibi
ölesiye pervasını yitirmiş iki minik kuş*
iki kırık düş,
büyümeye ve bilmeye,
küllerinden mutlu bir renge 
boyanmaaya adanmış iki kırık dünya...

birleşiyor muyduk?
hüznün adı yoktu...
gülüm
süyor
duk.