17 Mayıs 2012 Perşembe

F.A.Y





Adem'in yasak meyveye uzanışını hissediyorum.
Koparışını anlıyorum,
Biliyorum;
Çözülüşümü bağışlayamaz hiç kimse,
Bir fay kırığı gibi
Oysa öyle bile yeri yok bir yerde.
Belki biraz gizemli...
ve sadece sen,
Sen; büyümez çocuk;
Sadece sen duyumsayamıyorsun
Zamanın
Akıp
Gittiğini...

Üç kahve içiyorum bir gecede
Öyle yoğun ki zikrim.
Hepsini 'şerefe' ediyorum,
Bana lanetler oku.
Sadece sen bilmiyorsun beni
Diğer herkes eliyle gösterir,
Oysa parmak uzatmak din kitaplarında çok günah.

Sen; ince uzun parmakları
Bir violini tutar nazikliğinde
Bir kadını tutmasını beceren çocuk;
Öyle büyüksün ki kendi dünyanın içinde
Tanrın bile ufalıyor...
Belki bilinirsin cayarsan çocuk ruhundan
Ve ritminden cennetin...
Oysa cennetten vazgeçmek kutsal dinlerce ayıplanır.
Bir de bana kronos'u hatırlatıyorsun,
Meğer varmışsın,
Taş kusuyorum böylece her akşam.

Son kahvemi bir yol için içiyorum;
Bir bana lanet okunmasın.
Koruduğum, soluduğum bir zaman dilimini ısırıyorum,
Midem onu öğütmeyecek.
'Ah' demeye dilim varır da
Çocuk demeye varmaz ona dilim...
Ona dilim öyle güzel öyle tatlı uzanır ki
Ben bile şaşırırım...
Korkuyorum,
Yitip gitmesi göze alınamaz böyle bir serüvenin...
Bu öyle sıyrık ki bütün zamandan;
şimdi yerini yadırgıyor.
oysa bir dünya yörüngesini nasıl yadırgar
Hayret ediyorum!
Sonra anlıyorum
Olgunluk, metanet, dinginlik...

Önce kalbimi koyuyorum ortaya
Birşeyler eksik kalıyor
Sonra ellerini uzatıyorsun;
Bir kadın nasıl sevilir'i anlatıyor.

Selvi demekmiş adımın anlamı,
Bunu bugün öğrendim...
Demişken beni usanmadan dinlemeni özledim.
En güzel tanrıyım ben seninle biliyor musun?
İkimizden oluşan bir şehir ve kuşlarımız var,
Dahası ne olmalı biliyor musun?
Beni öpmelisin.
Kanımda bir hayvana çeken mavilikler olmalı.
Elimi tutmalısın ayda yılda bir
Belki İstiklali tırmanmalıyız.
Ne hain sokaklardan geçtikti seninle...
Geceleri ağlayalım mı?

Hiç bir oltanın ucunu ağızlayamayan bir balığım bu gün,
Yine de sabah olasıya her garibi tanımlamak istiyorum.
Oysa elbette netsiniz olduğunuzdan çok
Ve ben bir kadın gibi hayatınızı dokunup
Bırakmak istiyorum.
Oysa ben kırmızıya benzemem, şehvetim yok benim,
Ardım sıra hanginiz koşsun?
Kimseye dokunmuyorum.
Yaşıyorum, dönüşümü asuralardan bir tanrı gibi
En kötüsü ve ölümsüzü gibi...

Ah beni sevin,
Sevmemek çok günah...
Bütün kitaplar böyle söyler
Das kapitali pek sanmıyorum ama
Marxın canı sağolsun.
Siz beni sevin;
Bir fay kırığı gibi büyümeden zaman olgusu.

Ah
Dudaklarımı unutmayın çocuklar.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder